Bakü Tiflis Ceyhan: Gerçekleşen Rüya veya Kabus’a Beş Kala

 

Bugün açılışı yapılan Bakü-Tüflis-Ceyhan Yüzyılın Rüyası acaba gerçekten rüyamıydı? Yoksa kabusun başlangıcı mı? Türkiye, ve Azerbaycan tarafından ısrarla istenmesinin dünya petrol şirketleri açısından önemi 1998 yılına kadar yoktu ve karşı tavırlı idiler. Gürcistan ise her halükârda rota ülkesi olduğundan bütün projelerde olumlu bir görünümde idi. Rusya’nın devamlı reddeden bir konumda iken en azından şu an için sessiz kalması ve dahası kapasitesi yetmeyecek olan BTC boru hattına petrol vermesi ve Kazakistan'dan verilmesine göz yumması da diğer ilgi çekici bir yön.

 

Bugün açılışı yapılan BTC boru hattının ilk söz ABD başkanı Bush’tan gelmiştir. Bu da projenin asıl sahibini veya himaye edeni gösteriyor. Türkiye enerji köprüsü veya koridoru olacak görünüyor ancak patron olamayacak gibi duruyor. Geçiş ülkesinin görevi geçirilen malın güvenliğidir. Bundan alacağımız ise yıllık 300.000 dolar. Para önemli değil stratejik olan alanına Türkiye böylece birkaç kez daha yükseltmiş olacak. Daha önemli bir hal alacak. Ancak her önemi artan yerin güveni artar mı sorusu da burada sorulması gereken bir soru.

 

Bir diğer açıdan bakarsak Hamas'la iyi ilişkisi olan Türkiye’ye ABD ricacı olup krizi çözmesini istiyor. Ama yine aynı ABD; Alman Başbakaniçesi Merkel ile görüşürken Bush’un ağzından "İsrail teröre karşı kendini savunuyor" diyebiliyor. İkili bir oyun söz konusu.

 

BTC ile bağlayacak olursak Hayfa-Aşkelon arasındaki boru hattı bitmiş durumda. Böylece Ceyhan'a gelen petrol karadan Suriye ve Lübnan aradan çıkarılarak tankerlerle Hayfa'ya oradan da boru hattı ile İsrail içerisinden güvenli bir şekilde Kızıldeniz’e çıkarılacak. Böylece İsrail Petrol açısından Uzakdoğu'yu da denetler konuma gelebilecek. Buna doğalgaz projeleri de eklenebilir.

 

Bir diğer yandan bakacak olursak bu boru hattı Türkiye’nin ilk boru hattı değil. Kerkük-Yumurtalık boru hattı unutuldu. Sahi o ne oldu? Bilerek çıkarılan yangınlar. Bazı bölgelerindeki sabotajlar ile kevgire çevrilerek iptal edilmişti. Bu da Irak’a demokrasi götüren ABD ve etkinliği gün geçtikçe artan İsrail’in göremediği veya engelleyemediği bir olay mı? Acaba öyle mi?

 

Barzani’nin İsrail’de Kürtler için okul açabilecek düzeye gelmesi BOP’un sosyolojik ve insan kaynakları açısından da önemli bir köşe taşıdır. İsrail'de Kürt nüfusu yoğunlaşmaktadır. İran’ın tehdit edilmesi, Bakü ve Hazar petrollerinin Ceyhan yolu ile (öncelikli veya sonradan gelişen olaylar ile) İsrail’e ulaşması, bu projeye Mavi Akım’ın da dahil edilme ihtimali, Türkiye ile İsrail arasında yapılan enerji anlaşmaları, İran’ın devreden çıkarılması ve gelişen Uzakdoğu (Çin) üzerinde enerjiden bir tasma oluşturulması da gözlerden kaçırılmamalıdır.

 

İlginç olan Rusya’nın da hem Şangay İşbirliği Örgütü’nde olması hem de BOP için ABD ile işbirliğinde bulunması ile dünyanın yeniden enerji merkezli paylaşıldığı düşüncesini oluşturuyor. Bu pazarlıkların bitmesi ile siyasi ve askeri hatta toplumsal değişimler beklenmelidir.

 

Dünya basınına bir İsrail askerinin Filistin’in seçilmiş hükümeti olan Hamasça kaçırıldığı şeklinde yansıyan olaydan önce İsrail'in plaj bombalaması hiç gündem edilmemektedir. İhale Hamas’ın üzerinde kalacak gibi görünmektedir. İsrail çıtayı yükseltip Lübnan’ı işgale başlamıştır. Bunda enerji koridorunu güvenlik altına alması ihtimali de vardır.

 

Kerkük-Yumurtalık boru hattı iptalinin ardından tarihî (2. Dünya Savaşı’nda İngilizlerin petrol ihtiyacını karşılamıştı. Sanırız Ürdün’e de bir hisse verilir) Kerkük-Hayfa boru hattının ihyası, Fırat’tan (Türkiye’den Manavgat’tan değil! Irak kısmından ve Ürdün üzerinden) de su hattı ile İsrail kendisini rahatlatacaktır. İleride Türkiye'nin daha fazla su gündemli sıkıştırılması gelebilir.

 

Dahası İran petrolünün Elat limanından tankerlerle Kızıldenizdeki Aşkelon’a oradan da tersinir bir yönde Hayfa'ya ulaştırılması ve buradan da batı piyasasına sunulması da gündemdedir. Bu yönde bir da Arabistan- Aşkelon- Hayfa hattı projesi vardır. Bu projelere doğalgaz da eklenecektir. Dahası İsrail açısından su projeleri de en az petrol kadar belki de daha önemli olarak önceliklidir. O projeler de gündeme gelecektir.

 

Türkiye açısından bakılacak olursa sadece enerji (petrol-doğalgaz) ve su köprü ve koridoru olması stratejik önemini birkaç kat daha artıracaktır. Ancak stratejik yükselişte İsrail kadar başa güreşemeyecek olması da doğaldır. Bununla beraber dünyanın gidişine ve BOP’un uygulanma hızına bakıldığında Türkiye’nin  kendi politikalarını uygulayacak gücü ve kararlılığı görünmemekte, bu da gidişatta sadece yolcu koltuğunda olduğunu düşündürmektedir. Direksiyondaki kişilerden çok düşünce yapısının BOP ve buna paralel enerji, su, toplumsal (dinsel, inançsal vb) bir çok etkiyi de beraberinde getirecek bir yönde ilerlemeleri çekince de yaratmaktadır. Şu anda sadece çekince halinde duran bu izleme ileride bir tepkiye de dönüşebilir.

 

Türkiye kabus-rüya arasında, yarı bilinçli yarı uyur halde hem kendisi hem diğer ülke ve toplumlar açısından büyük sorumluluk ile yüklenmiş haldedir. Türkiye'nin yapacağı tercihler ve uygulayacağı politikalar oldukça önemlidir. İlerideki dünyanın en stratejik ülkesini belirleyecek gidişi Türkiye'nin kendi önceliklerine mi yoksa başkalarının önceliklerini mi önde tuttuğu belirleyecektir. Türkiye’nin kendi siyasi, güvenlik, toplumsal plan ve programları var mıdır pek net değildir. Ancak enerji konusunda bir muğlaklık olduğu su götürmez gerçektir. Hala bazı bölgeleri bir gecede elektriksiz kalabiliyor, elektriğini hala dışa bağımlı doğalgaz ile ikame edebiliyordur.

 

Enerji çeşitlemesi ve güvenliği başta Türkiye’nin ve bütün dünyanın geleceği için önemli görünmektedir. Özellikle ulaşım sektörünü tamamen elinde tutan petrol ve türevleri dünyadaki ekonomik öneminden daha büyük etkiye sahiptir. Yeni teknolojiler ve enerji kaynaklarının özellikle ulaşım alanında petrolün yerine geçmesi ile dengeler değişebilir. Belki de her çıkmaz kendi çözümünü üreterek güvenlik dolayısı ile yükselen maliyetlerle beraber üretimi ve kullanımı ekonomik olmayan enerji türlerinin kullanımını sağlayacaktır. Kim bilir belki de dünyanın dev petrol şirketleri bu amaçla diğer enerji kaynaklarına da yatırım yapmakta ve kullanılabilir hale gelmesi için ekonomiklik sınırına ulaşması için BOP’u desteklemektedirler.

 

Burada BTC projesini azımsıyor değilim. Oldukça önemli bir projedir. Ama bizim daha büyüklerine ihtiyacımız var. Başat bir enerji yönlendiricisi (Rusya gibi) ülke olacaksak bizim de büyük, önceliği Türkiye olan enerji şirketlerine (Gazprom gibi) ihtiyacımız var. Yoksa taşeron ülke konumundan öteye gidemeyiz.

 

Bence BTC projesinin iptali ve sonradan yeniden devreye alınmasında BOP içindeki önemi daha etkili olmuştur. Enerji şirketlerinin desteklemesi de bu bağlamda incelenmelidir. BOP’un ortaya çıkarılması, ABD’de güvercinler (Somali, Bosna, vb operasyonlar) işleri şahinlere (Afganistan, Irak, sırada İran vb operasyonlar) devredince BTC’a gün doğmuştur. 3 milyar dolara mâlolan projede bir çok kişi ter dökmüştür. Çevre, arkeoloji, sosyoloji, özellikle Türkiye’de kamulaştırma, vb bir çok konu sebebi ile proje sürekli aksamıştır. Dağ tavuğu sebebi ile bile proje 12 ay gecikmiş 3 senede bitmiştir. Netice itibari ile bir rüya gerçekleşmiştir. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

 

Rüyaya başladık. Kabus olmamasını umuyorum.

 

At binenin kılıç kuşananın…

 

 

 

13 Temmuz 2006

Cihangir ER

 

Anasayfa